Pandemi döneminin bizden aldıkları kadar, hayatımıza kazandırdıkları da var. Gündelik hayatın hareketliliği, zaman yetmezliği, stresle baş etme, bir noktadan diğer bir noktaya gitme çabalarına; hayatın durma noktasına gelmesi ve sokağa çıkma yasakları ile bir süre ara vermiş olduk. Evin yolunu bulduk. Eşimizle, çocuklarımızla daha çok vakit geçirme şansı yakaladık.

İşte tam da bu sırada, yolunda gitmeyen bazı evlilikler yoluna girdi, yolunda giden bazı evlilikler de yolunu değiştirdi.

Karı ve Koca olarak iki kişinin ve en az iki şahidin imzası ile başlayan evlilik, çocukların şen kahkahaları ile kalabalıklaşmaya başlar. Emekler verilir, kazançlar paylaşılır, hayaller kurulur, talepler, fedakarlıklar; evlilik çarkının dönmesinde herkesin payına bir şeyler düşer. İşte bu çarkın dişlilerinin, birbirine uyumunu kaybetmesi ile işler biraz karışmaya başlar.

Evlilik kutsal bir müessesedir. Başlangıcının nasıl davullar, zurnalar eşliğinde sevdiklerimizle birlikte olması uygunsa, bitişinin de tam tersi iki kişi arasında sessiz sedasız, sevgi ve saygı çerçevesi içerisinde olması tarafların temennisidir.

Ancak bu temenni her zaman karşılığını bulamıyor ve ortak karar ile başlayan evliliğin her zaman ortak karar ile sonlanması mümkün olamıyor. Evlilik akdinin kurulması kadar aslında bu akdin nasıl sona erdiği de hayatımızı tam anlamıyla etkiliyor.

Gerilimin tırmandığı boşanma davalarında, duvarlar arkasında yaşananlar üçüncü kişilerin ağzından masaya yatırılıyor, taraflar kendi hayatlarını başkalarından dinliyor, yaşadıklarını, duygularını ispatlamaya çalışıyor; paralarını ve emeklerini kattıkları malvarlıklarını, hayatlarında belki de bundan sonra hiçbir önemi olmayacak eşyalarını, yitip giden yıllarını geri getirmeyecek maddi karşılığını, en çetrefilli olanı ise gözlerinden sakındıkları çocuklarının velayetini ya da belirli koşullarda  onları görebilmeyi istiyorlar.

Avrupa ülkeleri arasındaki sıralamada boşanma oranımız halen düşük olmakla birlikte, yıllara göre bakıldığında Türkiye’ de boşanma oranı gitgide artmaktadır. Artışın sebebi nedir, ne değildir bizim konumuz değil ama boşanmanın yargı önündeki en çok başvurulan sebeplerinden biri, TUİK verilene göre sorumsuz ve ilgisiz davranmaya bağlı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması.

Tarafların ortak iradeleri ile evlenebilmelerine karşılık, boşanmaları için bir mahkeme kararına ihtiyaçları vardır. Evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına karar verilebilmesi için, bu iddia ile hakim önüne gelen davacının diğer tarafa göre daha az kusurlu olması, evliliğin devamlılığının artık kendisinden beklenemeyecek derece sarsılmış olması, karşı tarafın iddialara itiraz etmesi halinde ise bu itirazın kötüniyetli ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararın kalmamış olması gerekiyor. Bu iddialar ispatlanamadığında ve karşı taraf boşanmayı istemediğinde tarafların boşanmalarına karar verilemiyor. Bunun yanında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı gibi özel boşanma sebepleri de vardır ki, bu sebeplere dayanılarak açılan boşanma davalarında, af, olayın yaşanmasından boşanma talebine kadar geçen süre ve ispat açısından bazı şekil şartları bulunmaktadır.

Çekişmeli boşanma davaları tanıkların dinlendiği, delillerin toplandığı, ekonomik durumların araştırıldığı, bilirkişi raporlarının alındığı titiz incelemeyi gerektiren uzun, gergin, çoğunlukla duyguların yönlendirdiği bir yolculuktur.

Tüm bu ağır yükleri taşıyan çekişmeli boşanma davasına karşılık olarak; boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu hususunda taraflar ortak bir karara varabiliyorlarsa anlaşmalı olarak boşanabiliyorlar. Buradaki ön koşul eşlerin birbirlerini tanımaları için geçmesi ön görülen 1 yıllık süredir. Yani anlaşmalı olarak boşanmak için evliliğin en az 1 yıl sürmesi gerekmektedir. Anlaşmalı boşanmada, hakim, tarafları duruşmaya çağırır ve boşanma hakkındaki kararlarını özgür iradeleri ile verip vermediklerini gözlemler, anlaşma koşularında tarafların ve çocukların menfaatine aykırı bir durum var ise değişiklik yapabilir ve bu değişiklik taraflarca da kabul edilirse boşanmaya karar verir.

Aile, toplumun en küçük parçasıdır. Dolayısıyla ailenin kurulması, korunması gibi dağılmasının sonuçları da direkt olarak topluma sirayet ettiğinden, rızamız ile evlenebiliyor ancak tek taraflı isteğimiz ile boşanamıyoruz. 

Karı – Koca olarak başlayan evliliğin sona erme sürecinde belki de en meşakkatli kısım             Anne – Baba olarak yola devamın sağlanmasıdır. İşte tam da bu an, boşanma sürecindeki tutum ve davranışlar, yola çıkış biçimleri; tarafların ve çocukların bundan sonraki hayatını da biçimlendiriyor. Geçmişi değiştiremeyiz ama olayları geleceğe kendi istediğimiz şekilde taşıyabilir, geçmişin bizi yönlendirmesine engel olabiliriz.

Evlilik çarkı artık dönmemeye başladığında ve acilen müdahale edilmesi yada kanuni önlemler alınması gereken özel bir durum yoksa öncelikli olarak evlilik- aile danışmanlarından çarkın dönmesi için yardım alabilir, çark dönmüyor ise aile arabulucusuna başvurarak boşanmanın koşulları ve mali sonuçları hakkında arabuluculuk süreci başlatabilir, bir hukukçudan boşanmanın hukuki gereklileri ve sonuçları hakkında bilgi alabilir ve hukuki süreci başlatabilirsiniz. Şiddetin olduğu durumlarda ise; yine bir avukattan hukuki destek alabilir, Aile içi şiddetin önlenmesi kapsamında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan ŞÖNİM ve Sosyal Hizmetler Kurumlarına başvurabilir, Alo 183 ve benzeri destek hatlarından 7/24 yardım alabilirsiniz.

Efendim, ben her aşk bir gün biter mi bilemiyorum ama severek ayrılmanın geleceğimize mutluluk katabileceğini biliyorum. Teorik fizikçi Albert Einstein “Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız, hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere ve eşyalara değil.” demiş.  Bizim, amacımız, mutluluk olsun; mutluluk hepimizle olsun.

Av. Arb. Sevil KOYUNCU

sevilkoyuncu@outlook.com

http://www.yildirimgazetesi.com/severek-ayrilalim-mi-makale,18605.html